PARLA KİTAP YORUMU - Dudu Haviş

PARLA KİTAP YORUMU

En çok okunanlar listesinde yerini alan PARLA daha piyasaya çıkmadan önce de çok ses getirmişti. HERKESLEŞME kitabından sonra beklentiler hayli yüksekti. Beklentileri karşıladı mı diye düşünürsek kesinlikle beklentileri fazlasıyla karşıladı diye düşünüyorum.

Yazar, ne arka kapağında, ne kitabın başında ne de ortasında kitapla alakalı bir ipucu vermeyecek bir kaleme sahip.Tam anlamıyla şahsına münhasır kalemi var diyebilirim. Kitabın tamamını okumadan asla hikayeye hakim olamazsınız. Kitabı okurken birçok duyguyu bir arada hissedebilmek mümkün. Öyle ki soluksuz okutuyor kitap kendini. Ben bir gece başladım ve yarısını bitirip yattım ama merak içinde sabah ilk işim kitabı bitirmek oldu diyebilirim. Ertesi gün kitap bitmişti. Kitabı bitirdiğinizde de uzunca düşünebiliyorsunuz kitap hakkında. Önce bir şok etkisiyle anlamadım ama biraz düşündükten sonra kitaba hayran kaldım. O nasıl bir son. Etkileyici,şaşırtıcı ve yıkıcı.

Parla’yı sen mi öldürdün? sorusuyla başlıyor kitap. Güney karakteri Parla’nın katil zanlısı olarak bir polis sorgusunda ve bu soru üzerine başlıyor anlatmaya. Parla’yı , ona duyduğu aşkı … Belki de bu bir polis sorgusu değildir. Belki de bu hikaye böyle başlamıyordur. Okuyunca anlayacak ve çok şaşıracaksınız. İşte kurgunun mükemmel tarafı da bu bana göre. Öyle ki gerçek ile yanılsamalar arasındaki ince bir çizgide ilerliyor kitap. Polisiye olarak başlayıp, aşkı, ihaneti ve intikamı da içinde barındırıyor. 

Aynı zamanda Güney’in en yakın arkadaşı Sümer ve nişanlısı Luna ile olan ilişkilerine de tanık oluyoruz. Okurken birbirinden bağımsız iki ayrı hikaye gibi geliyor ve yollar nerede, nasıl kesişiyor diye düşündürüyor. Ne zaman o son sayfayı okuyup kapağı kapatıyorsunuz işte o zaman taşlar bir bir yerine oturuyor. 

Kitapta altını çizebileceğiniz o kadar çok yer var ki. Benim çizdiğim bazı satırlar ise şunlar;

  • ” İnsan ” demişti, ”sırlarını sadece karşısında soyunmaktan utanmayacağı biriyle paylaşmalı.”
  • ” Ve onun kalbi toprak değildi, gömdüğü yerden filiz vermezdi.”
  • ” İkimizde ölmemişiz ama canlı kaldığımız da koca bir yalanmış.”
  • ” İnsanlar sevgilerini hissetmekte başarılıdırlar ama sözcükler sevgisizliği iyi gizler. ”
  • ” Siz diz çöktüğünüz için onlar büyük görünüyor. Ayağa kalkın! ”
  • ” Geçmişi anarız sadece, geleceği ise umarız. Ancak aslında hepimiz sonsuz bir şimdiye mahkumuz. ”
  • ” Bir yanlışa gönülden inanmak, onu doğru yapmıyormuş. ”
  • ” Sözcükler… Yaralayan da, merhemi süren de onlardan başkası değil. Tabi doğru şekilde uç uca eklenebilirse. ”
  • ” Ne acıymış, yerimiz yurdumuz belliyken koca bir kayıp olmak. ”
  • ” Yolumuz nereye düşer bilmem ama derin bir acıdan geçiyorum.”

Klişeleşmiş, sonunu tahmin edebileceğiniz kitaplardan sıkıldıysanız ve ters köşe bir son seviyorsanız kesinlikle kitaba bir şans vermelisiniz. Yine bir Tunç İLKMAN farkı dediğim bir kitaptı benim için.

 

 

Yorum Yazın

Navigate